Türkiye, 2025 yılında küresel yatırım ortamındaki durağan seyre rağmen, uluslararası doğrudan yatırımlar (UDY) alanında güçlü bir performans sergiledi. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, Türkiye’ye gelen UDY tutarı, 2024’e kıyasla yüzde 12,2 artarak 13,1 milyar dolara yükseldi. Bu artış, Türkiye’nin küresel eğilimlerden pozitif ayrıştığını gösteriyor.
2025’te Türkiye’ye en fazla yatırım yapan ülkeler sıralamasında Hollanda, 2 milyar 863 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Lüksemburg 1 milyar 164 milyon dolarla ikinci, Kazakistan ise 1 milyar 138 milyon dolarla üçüncü oldu. Almanya, ABD, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İsviçre, Birleşik Krallık ve İrlanda da önemli yatırımcılar arasında yer aldı. Bu çeşitlilik, Türkiye’nin farklı coğrafyalardan yatırım çekebilen ve çeşitlendirilmiş bir yatırım profiline sahip olduğunu gösteriyor.
Sektörel bazda değerlendirildiğinde, e-ticaret platformlarına yönelik yatırımların etkisiyle toptan ve perakende ticaret sektörü, 3 milyar 52 milyon dolarla en fazla UDY çeken sektör oldu. İmalat sektörü 3 milyar 20 milyon dolarla ikinci sırada yer alırken, bilgi ve iletişim sektörü 1 milyar 308 milyon dolarla üçüncü oldu. Bu durum, yatırımların üretim, ticaret ve teknoloji odaklı alanlarda yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yayımlanan Küresel Yatırım Trendleri İzleme Raporu’na göre, 2025’te küresel doğrudan yatırım akımlarında temkinli bir toparlanma gözlendi. Ancak bu artışın büyük ölçüde gelişmiş ülkeler kaynaklı gerçekleştiği, gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırımların ise gerilediği belirtildi. Türkiye’nin bu genel trendin aksine, UDY’lerdeki artışla dikkat çekmesi, yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik atılan adımların bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
2024’te duyurulan HIT-30 programı kapsamındaki projelerin başlaması, 2025’te teşvik sisteminde yapılan düzenlemeler, İklim Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ve dijitalleşme alanındaki gelişmeler, uluslararası yatırımcıların kararlarını destekledi. Yatırımcılarla kurulan yakın diyalog ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesine yönelik politikalar da Türkiye’nin rekabet gücünü artırdı.
