7 Ocak 1999 tarihinde, İstanbul’un bir semtinde meydana gelen olay, sadece bir yangın olarak başlamış gibi görünse de, kısa sürede korkunç bir cinayete dönüşmüştü. İtfaiye ekipleri, yükselen dumanların ardından olay yerine ulaştığında, mahalleli arasında büyük bir panik hakimdi. Ancak alevler kontrol altına alındıktan sonra ortaya çıkan gerçek, herkesi dehşete düşürdü.
Yangının çıktığı dairede, 2 yaşındaki oğlu dışarıda beklerken, genç bir anne ölü bulunmuştu. İlk başta dumandan etkilendiği düşünülen kadının, aslında boğazı kesilerek vahşice öldürüldüğü anlaşıldı. Bu durum, olayın bir cinayet olduğunu ortaya koydu ve soruşturma hızla yön değiştirdi.
Olay yeri incelemesinde, kapıda herhangi bir zorlama izine rastlanmaması, cinayetin ardındaki sır perdesini aralamak için önemli bir ipucu oldu. Bu durum, katilin ya tanıdık biri olduğu ya da tehdit yoluyla içeri girdiği ihtimalini güçlendirdi. Ayrıca, genç kadının kolundaki dört bileziğin kayıp olması, cinayetin hırsızlık amacıyla işlenmiş olabileceği şüphesini de beraberinde getirdi.
Cinayet dedektifleri, soruşturmayı çok yönlü olarak başlattı. Olası bir yasak ilişki ihtimali de değerlendirilirken, kayıp bilezikler ve kapıda zorlama olmaması, olayın karmaşıklığını artırıyordu. Küçük çocuğun yangın sırasında kapı önünde olması ve annesinin alevler içinde can vermesi ise olayın trajik boyutunu gözler önüne seriyordu.
Bu korkunç cinayet, 1999 yılının başlarında İstanbul’u sarsmış ve uzun süre hafızalardan silinmemiştir. Soruşturma, cinayetin ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmak için tüm detayları titizlikle incelemeye devam etmektedir. Kaynak: Habertürk
