Soğuk kış günlerinin ardından baharın gelişini müjdeleyen cemreler, Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Halk arasında, “ateş”, “kor”, “köz” gibi anlamlara gelen cemrelerin, belirli aralıklarla önce havaya, sonra suya ve en son toprağa düştüğüne inanılır. Bu inanç, Orta Asya’dan Arap coğrafyasına, Çin’den Yunanistan’a kadar birçok kültürde benzer tarihlerde görülür ve yılın aynı dönemlerinde havanın, suyun ve toprağın ısınmasıyla ilişkilendirilir.
Cemrelerin düşüş takvimi, genellikle şubat ayının sonlarına doğru başlar. İlk cemrenin 19-20 Şubat tarihlerinde havaya, ikinci cemrenin 26-27 Şubat’ta suya ve üçüncü cemrenin ise 5-6 Mart’ta toprağa düştüğüne inanılır. Türk Dil Kurumu’na göre cemre, “Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi” olarak tanımlanır.
Bu geleneksel takvim, sadece bir inanç olmanın ötesinde, bahar bayramı Nevruz’un yaklaştığının da habercisidir. Cemrelerin düşmesi, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar için büyük önem taşır. Hayvancılıkla uğraşanlar, cemrelerin düşmesiyle birlikte hayvanlarını otlaklara salmanın heyecanını yaşarken, çiftçiler de toprağı işleme hazırlıklarına başlar. Bu dönem, doğanın uyanışını ve bereketin artışını simgeler.
Cemrelerin düşüşü, aynı zamanda mevsim geçişlerinin ve doğadaki döngülerin bir yansımasıdır. Bu gelenek, yüzyıllardır süregelen bir kültürel miras olup, baharın gelişini kutlamanın ve doğayla uyum içinde yaşamanın bir ifadesidir. Cemrelerin düşmesiyle birlikte, doğa canlanır, umutlar yeşerir ve yeni bir döneme adım atılır.
Kaynak: TRT Haber
