Filistin resmi ajansı WAFA’da yer alan habere göre, onlarca fanatik Yahudi, İsrail polisi koruması altında Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi. Bu provokatif eylem, işgal altındaki Doğu Kudüs’te gerilimi tırmandıran olaylar zincirinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Haberde, fanatik Yahudilerin Harem-i Şerif’in avlusunda “Talmudik ayinler” düzenlediği belirtiliyor. Bu eylemlerin, “işgal güçlerinin koruması altında fanatik Yahudiler tarafından gerçekleştirilen ve Aksa’nın avlularında Talmudik ritüeller düzenlenmesini amaçlayan tekrarlanan baskınlar zincirinin bir parçası” olduğu vurgulanıyor. Bu tür eylemlerin, İsrail’in Eski Şehir bölgesi ve Mescid-i Aksa çevresindeki alanlar başta olmak üzere Kudüs’te fiili bir demografik ve kültürel değişim dayatma çabalarının bir parçası olduğu ifade ediliyor.
İşgal altındaki Doğu Kudüs’teki Filistinliler, bu baskınlar sırasında ibadet edenlere yönelik fiziksel saldırı ve girişlerde uygulanan kısıtlamalar gibi çeşitli tacizlere maruz kalıyor. Bu durum, bölgedeki gerginliği daha da artırıyor ve Filistinlilerin temel ibadet özgürlüğünü ihlal ediyor.
İsrail Meclisi Dışişleri ve Savunma Komitesi Üyesi Milletvekili Amit Halevi’nin 15 Şubat’ta Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının ardından, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere “ramazanda Aksa’ya baskınlarını sürdürme” çağrısı yapması dikkat çekiyor. Bu çağrı, İsrail hükümetinin bölgedeki politikalarının ve tutumunun bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
İsrail, her ramazan ayında işgal altındaki Doğu Kudüs ve çevresinde kapsamlı güvenlik önlemleri uyguluyor. Bu önlemler kapsamında, Filistinlilerin Mescid-i Aksa’ya erişimine sıkı kısıtlamalar getiriliyor. Tel Aviv yönetimi, ramazanın ilk günüyle birlikte işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te “güvenlik” gerekçesiyle kontrollerini artırarak gerginliği tırmandırıyor. Bu durum, bölgedeki Filistinlilerin yaşamını olumsuz etkiliyor ve dini özgürlüklerini kısıtlıyor.
Bu gelişmeler, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas noktalarından biri olan Kudüs’te tansiyonun yükselmesine neden oluyor. Uluslararası toplumun, bu tür provokatif eylemlere ve Filistinlilerin haklarını ihlal eden uygulamalara karşı daha duyarlı olması ve bölgede adaletin sağlanması için çaba göstermesi gerekiyor.
Kaynak: TRT Haber
