ABD eski Başkanı Donald Trump yönetimi, İran ile yapılacak olası bir nükleer anlaşmanın “süresiz” olarak yürürlükte kalmasını talep ediyor. Axios haber sitesinin ABD’li bir yetkiliye ve konuya aşina iki kaynağa dayandırdığı habere göre, Trump yönetiminin bu yaklaşımı, İran’ın nükleer programını sınırlayan kısıtlamaların zamanla sınırlı olmamasını hedefliyor. Bu durum, mevcut müzakereler öncesinde önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Haberde, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, özel bir toplantıda İran’a, önemli nükleer kısıtlamaların son bulacağı bir tarih içermeyen bir anlaşma imzalatma düşüncesini dile getirdiği öne sürülüyor. Witkoff’un, ABD’nin bu yaklaşımının, İran’ın nükleer silah üretmeme konusunda kalıcı bir taahhütte bulunmasını gerektirdiği ve bunun da zamana dayalı kısıtlamaları dışladığı yönünde ifadeler kullandığı belirtiliyor.
Bu bilgiler, İran ve ABD heyetlerinin İsviçre’nin Cenevre kentinde üçüncü tur dolaylı nükleer müzakerelerine başlaması öncesinde ortaya çıktı. Müzakereler, 2015 yılında imzalanan ve İran’ın nükleer programını sınırlayan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen anlaşmanın yeniden canlandırılmasına odaklanıyor. Trump yönetimi, bu anlaşmayı eleştirerek 2018 yılında anlaşmadan çekilmişti.
Trump, Obama yönetimi tarafından müzakere edilen anlaşmanın, İran’ın nükleer programına ilişkin sınırlamaların 8 ila 25 yıllık bir süre içinde kademeli olarak kaldırılmasını öngörmesi nedeniyle, verilen sözlerin kalıcı olmamasına yol açtığını savunuyordu. Bu nedenle, İran’ın nükleer programıyla ilgili sorumluluklarının bir zaman dilimiyle kısıtlanmasını kabul etmemişti. Yeni yönetim ise, daha kalıcı ve kapsamlı bir anlaşma hedefleyerek, yaptırımların süresiz olmasını gündeme getiriyor.
Bu yeni talep, müzakerelerin seyrini önemli ölçüde etkileyebilir. İran’ın, nükleer faaliyetlerini kalıcı olarak sınırlamayı kabul etmesi, müzakerelerde önemli bir engel oluşturabilir. Taraflar arasındaki görüşmelerin nasıl sonuçlanacağı, önümüzdeki günlerde merakla bekleniyor. Gelişmeler, nükleer anlaşmanın geleceği ve bölgedeki güvenlik dengeleri açısından kritik öneme sahip.
