İsrail ordusu tarafından yapılan bir açıklamada, İran’a yönelik düzenlenen saldırılarda 40 üst düzey komutanın öldürüldüğü iddia edildi. Açıklamada, ölenler arasında İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de bulunduğu belirtildi. Saldırıların, İsrail istihbaratının yönlendirmesiyle Tahran’ın çeşitli bölgelerindeki toplantılara düzenlendiği ve 7 İranlı liderin de hayatını kaybettiği ifade edildi. İddialar, İsrail ve ABD arasında Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakerelerin sürdüğü bir dönemde geldi.
İsrail ordusu, İran’ın batı ve orta kesimlerindeki hava savunma sistemlerinin çoğunu etkisiz hale getirdiğini ve başkent Tahran semalarında hava üstünlüğü sağladığını ileri sürdü. Açıklamada, saldırıların devam edeceği tehdidinde bulunuldu. Bu gelişmeler, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdı.
Saldırılar, 28 Şubat’ta İsrail’in başlattığı askeri operasyonlarla başladı. İran da bu saldırılara, İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin öldüğü iddia ediliyor.
İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini ve 747 kişinin yaralandığını duyurdu. Bu rakamlar, saldırıların yol açtığı insani boyutun ciddiyetini gözler önüne seriyor.
Bölgedeki gelişmeler, uluslararası kamuoyunda endişeyle karşılanıyor. Taraflar arasındaki gerilimin tırmanması, daha geniş çaplı bir çatışma riskini artırıyor. Diplomatik çabaların sonuç vermesi ve gerginliğin azaltılması için acil adımlar atılması gerekiyor. Bu gelişmeler, Orta Doğu’daki istikrarı tehdit eden önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Gelişmeler yakından takip edilirken, uluslararası kuruluşlar ve devletler, tarafları itidale davet ediyor.
