Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Betül İlkay Sezgin Akçay, halk arasında “göz tansiyonu” olarak bilinen glokom hastalığının erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde körlüğe yol açabileceğini belirtti. Ancak günümüzde uygulanan tedavi yöntemleriyle bu riskin önemli ölçüde azaltılabildiğini vurguladı.
Glokom, Dünya genelinde katarakttan sonra körlüğün en önemli ikinci nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Prof. Dr. Akçay, hastalığın sinsi ilerlediğini ve çoğu zaman belirti vermediğini belirterek, bu nedenle düzenli göz kontrollerinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Özellikle risk grubunda yer alan kişilerin, göz tansiyonu ölçümü, görme siniri muayenesi ve görme alanı tetkikleri gibi detaylı incelemelerden geçmesi gerektiğini vurguladı.
Risk Faktörleri ve Kimler Dikkat Etmeli?
Prof. Dr. Akçay, ailesinde glokom öyküsü olanların (anne, baba, kardeş gibi birinci derece yakınları) ve daha önce göz içi cerrahisi geçirmiş olanların, ayrıca diyabet hastalarının da düzenli olarak göz tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini belirtti. Genetik yatkınlığın özellikle çocuk yaş grubunda daha belirgin olduğunu söyleyen Akçay, ileri yaşlarda ise ailesel yatkınlığın öne çıktığını ifade etti.
Erken Teşhisin Önemi ve Tedavi Yöntemleri
Glokomun erken belirti vermemesi nedeniyle rutin kontrollerin büyük önem taşıdığını belirten Akçay, göz içi basıncının 21 mmHg’nin üzerinde olması veya görme siniri ve görme alanı tetkiklerinde anormallik saptanması durumunda glokom tanısı konulabildiğini açıkladı. Günümüzde glokom tanısı alan hastalar için ilaç, lazer ve cerrahi tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ve bu sayede körlüğe gidişin engellenebildiğini söyledi.
Öneriler
Prof. Dr. Akçay, özellikle ailesinde glokom olan risk grubundaki kişilerin kontrollerini aksatmaması gerektiğini, herkesin ise yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırması ve göz tansiyonunu ölçtürmesi gerektiğini tavsiye etti.
Kaynak: TRT Haber
