Edirne’de Tunca Nehri Kıyısında Çatlaklar ve Göçükler: Uzmanlardan Açıklama
Edirne'de son dönemde etkili olan yağışlar ve Bulgaristan'ın barajlardan su salımı yapması sonucu taşan Tunca Nehri kıyısında önemli hasarlar meydana geldi. Nehir yatağında oluşan çatlaklar ve göçükler, bölgedeki jeolojik yapıyı ve akarsu dinamiklerini yeniden gündeme getirdi. Konuyla ilgili olarak Trakya Üniversitesi (TÜ) Eğitim Fakültesi'nden Doç. Dr. Musa Uludağ, Habertürk'e yaptığı açıklamada, "Tunca Nehri'ndeki bu meydana gelen kaymaların ana nedeni; Meriç Nehri yatağındaki yapay olarak oluşturulan su seviyesinin yükselmesi ve durgun su ortamının Tunca Nehri'nin yatağında bu tür olayların oluşmasına neden olduğunu görüyoruz," dedi.
Edirne, son iki yıldır yaşanan kuraklığın ardından Ekim ayından itibaren metrekareye ortalama 450 kilogram yağış aldı. Bu durum, içme suyu ve tarımsal sulamada kullanılan su kaynaklarının doluluk oranlarını artırırken, taşkınlara da yol açtı. Özellikle tarımsal sulamada kullanılan Meriç ve Tunca nehirleri taştı. Kentin içme suyunu sağlayan Süloğlu Barajı ise tam kapasiteye ulaştı. Ancak, yağışlar ve taşkınlar, Tunca Nehri kıyısında çatlak ve göçüklerin oluşmasına neden oldu. Bazı ağaçlar, köklerinden ayrılarak nehre devrildi.
Doç. Dr. Uludağ, yaşananları değerlendirirken, akarsular üzerinde bu tür yamaç gerilemelerinin doğal bir süreç olduğunu belirtti. "Akarsu, bir denge profiline ulaşmaya çalışır ve bu tür yamaç hareketleri, akarsuyun yukarı havzasında ve eğim değerlerinin yüksek olduğu, derine aşındırmanın ve yana aşındırmanın fazla olduğu alanlarda meydana gelir," diyen Uludağ, bu durumun akarsuyun yatak dengesini sağlamak için binlerce yıl içinde geliştirdiği bir süreç olduğunu ifade etti. Uludağ, heyelanlar ve kütle hareketleri sonucu akarsular üzerinde heyelan gölleri ve set gölleri oluşabildiğini de sözlerine ekledi.
Ancak, Edirne'den geçen Tunca ve Meriç nehirlerinin aşağı havzada yer alması ve taşkın ovası içinde bulunması nedeniyle durum farklılık gösteriyor. Uludağ, "Taşkın sahalarının özelliği, alüvyal malzemelerle dolu olması ve birden fazla akan akarsularda su seviyesinin birbirini kontrol etmesidir. Meriç Nehri'nin bu bölgedeki su kotu ile Tunca Nehri'nin su kutu aşağı yukarı aynıdır," dedi. Ayrıca, bölgedeki yapılaşmaların da bu olaylarda etkili olduğuna dikkat çeken Uludağ, özellikle Edirne sınırları içinde akarsular üzerinde yapılan kanal çalışmaları ve set çalışmalarının önemine değindi.