Hürmüz Boğazı’nda Savaşın İzleri: İran’ın Enerji Stratejisi Küresel Ekonomiyi Tehdit Ediyor

ABD ve İsrail arasındaki İran gerilimi, sahada karşılıklı saldırılarla yeni bir evreye girerken, savaşın etkileri küresel ekonomiye uzanıyor. Bu denklemde kritik rol oynayan Hürmüz Boğazı, enerji akışının durma noktasına gelmesiyle piyasaları derinden etkiliyor. Tanker geçişlerindeki kesintiler, artan güvenlik riskleri ve sigorta maliyetlerindeki yükseliş, küresel piyasalarda arz şoku yaratıyor. Bu durum, İran'ın klasik bir abluka yerine daha kontrollü bir baskı stratejisi izlediğini gösteriyor. Petrol fiyatlarının yükselişi de bu stratejinin bir yansıması. Piyasalar artık sadece askeri gelişmeleri değil, Hürmüz'deki akışın seyrini de fiyatlıyor. İran, savaşın maliyetini hem cephede hem de küresel ölçekte hissettirmeyi hedefliyor. Ancak bu yaklaşım, bölge ülkeleriyle ilişkileri geriyor, Körfez'deki güvenlik dengelerini bozuyor ve savaş sonrası riskleri artırıyor. Hürmüz'den geçemeyen her tanker, bölgesel dengeleri ve küresel ekonomiyi yeniden şekillendiren bir faktöre dönüşüyor. Bu durum, Hürmüz'ü savaşın kendisi kadar belirleyici bir cephe haline getiriyor. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Bilgehan Alagöz'e göre, İran'ın Hürmüz üzerinden yürüttüğü strateji, sahadaki askeri denklemin bir sonucu. Alagöz, İran'ın '12 Gün Savaşı' olarak anılan süreçten sonra caydırıcılık üretemediğini fark ettiğini belirtiyor. Bunun yerine, savaşın maliyetini bölgeye ve küresel ekonomiye yayarak baskı kurma yoluna gitti. Körfez ülkelerinin hedef alınması da İbrahim Anlaşmaları sonrası İsrail ile kurulan ilişkilerle bağlantılı. İran, Körfez ülkeleri üzerinden ABD'ye, oradan da İsrail'e baskı oluşturmayı amaçlıyor. Ancak bu strateji, küresel aktörleri sürece dahil etmeye çalışırken bölge ülkeleriyle ilişkileri yıpratarak riskli bir denge yaratıyor. Alagöz bu durumu 'kısır döngü' olarak tanımlıyor. (https://www.trthaber.com/haber/dunya/iran-enerji-silahini-nasil-kullaniyor-940102.html)
Benzer Videolar