Küresel İflaslar Yavaşlarken Türkiye’de Artış Hızlandı: Ekonomik Zorluklar Sürüyor
Dun & Bradstreet tarafından yayınlanan "Küresel İflas Raporu 2026", küresel ölçekte şirket iflaslarındaki artışın 2025 yılında yavaşladığını, ancak Türkiye'nin olumsuz ayrışan ekonomiler arasında yer aldığını ortaya koydu. Rapora göre, 45 ekonomiyi kapsayan çalışmada toplam iflaslar 2025'te yüzde 7 artarak 627 bin 575'e yükseldi. Bu artış hızı, 2024'teki yüzde 14,7'lik artışa göre bir yavaşlama gösteriyor. Enflasyondaki gerileme, enerji ve gıda fiyatlarındaki düşüş ile merkez bankalarının faiz indirimlerine başlaması, küresel ölçekteki yavaşlamada etkili oldu.
Ancak Türkiye'de durum farklı bir seyir izledi. Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde genel olarak iflaslar gerilerken, Türkiye bu eğilimin dışında kaldı. Rapora göre Türkiye'de şirket iflasları 2025'te yüzde 28,7 arttı. Bu oran, 2024'teki yüzde 23'lük artışın da üzerine çıktı. Türkiye ile birlikte bölgede iflasların arttığı diğer önemli ülke Ukrayna olurken, Belarus, Kazakistan ve Rusya'da belirgin düşüşler kaydedildi. Bölge genelinde iflaslar yüzde 4,8 azalarak 17 bin 750 seviyesine geriledi.
Türkiye'deki artışın temel nedeni olarak sıkı finansal koşullar gösterildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizini düşürmesine rağmen, reel borçlanma maliyetlerinin yüksek kalması şirketler üzerinde baskı oluşturdu. Özellikle KOBİ'lerin krediye erişimde zorlanması ve finansman maliyetlerinin yüksek seyretmesi, iflasları artıran ana faktörler arasında yer aldı.
Bölgesel dağılımda, Türkiye ve Ukrayna'nın toplam iflaslar içindeki payının artması dikkat çekti. Bu iki ülkenin payı 2024'te yüzde 12,2 iken 2025'te yüzde 15,3'e yükseldi. Küresel ölçekte iflasların arttığı diğer ülkeler arasında Arjantin, Yunanistan, Hong Kong ve ABD yer alırken, Kolombiya'da önemli düşüşler görüldü.
Raporda, 2026 yılında küresel iflasların yeniden artış eğilimine girmesi bekleniyor. Ticaret politikalarındaki belirsizlik, jeopolitik riskler ve finansman koşullarının sıkı kalması, şirketler üzerindeki baskıyı sürdürecek. Türkiye açısından ise yüksek borçlanma maliyetleri ve krediye erişimdeki zorlukların devam etmesi halinde iflas riskinin yüksek kalacağı değerlendiriliyor.