Ankara – Milli İstihbarat Akademisi (MİA) Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, MİA tarafından düzenlenen “Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu” programında yaptığı konuşmada, Afrika kıtasının uluslararası sistemdeki yükselen önemine dikkat çekti. Köse, Batı merkezli yaklaşımların Afrika’yı oryantalist bir bakış açısıyla ele aldığını ve kıtanın özgün dinamiklerinin göz ardı edildiğini belirtti.
Kim? MİA Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu programında konuştu. Program, Milli İstihbarat Akademisi tarafından düzenlendi.
Ne? Köse, Afrika’nın küresel sistemdeki yükselişini ve Türkiye’nin bu bağlamdaki rolünü değerlendirdi. Konuşmasında, Batı’nın Afrika’ya yönelik tarihsel yaklaşımını eleştirdi ve günümüzdeki uluslararası sistemin dönüşümüne vurgu yaptı. Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerini güçlendirme arayışında olduğunu belirtti.
Nerede? Konuşma, Ankara’da bir otelde düzenlenen “Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu” programında gerçekleşti.
Ne Zaman? Programın açılışında konuşan Köse, güncel gelişmeler ve uluslararası sistemdeki değişimleri değerlendirdi.
Nasıl? Köse, konuşmasında Afrika’ya yönelik farklı perspektifleri ve Türkiye’nin bu konudaki stratejisini analiz etti. Afrika’nın kendi özgün dinamikleriyle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, uluslararası sistemdeki dönüşümün Türkiye için yeni fırsatlar yarattığını ifade etti.
Neden? Köse’nin konuşmasının temel amacı, Afrika’nın jeopolitik önemine dikkat çekmek ve Türkiye’nin Afrika stratejisinin ana hatlarını ortaya koymaktı. Köse, Afrika’nın genç nüfusu, doğal kaynakları ve stratejik konumu nedeniyle yükselen bir aktör olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bu kıtayla ilişkilerini güçlendirmesinin önemine işaret etti. Konuşmasında, Afrika’ya yönelik sömürgecilik kalıntılarının hala etkili olduğunu belirterek, bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini savundu.
Köse, Batı merkezli literatürün Afrika’yı kendi tarihsel ve toplumsal öznelliği içinde düşünmek yerine, oryantalist bir yaklaşımla ele aldığını ifade etti. Ona göre, modernleşme teorileri ve liberal barış doktrinleri Afrika’ya dayatılmaya çalışıldı, bu da Afrikalı toplumların özgün yollar çizme kapasitesini göz ardı etti. “Artık 90’lı yıllarda değiliz,” diyen Köse, uluslararası sistemin dönüştüğünü ve liberal uluslararası düzenin artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Klasik güç dengelerinin ve güvenlik anlayışının değiştiği, yerleşik ittifakların sarsıldığı bir döneme girildiğini vurguladı.
Köse, küresel sistemin tek bir merkezden ibaret olmadığını ve çok katmanlı hale geldiğini belirterek, büyük güçlerin rekabetinin yanı sıra yükselen aktörlerin de sahneye çıktığı bir döneme girildiğini ifade etti. Bu bağlamda, Türkiye’nin uluslararası sistemde daha etkili bir rol arayışında olduğunu ve Afrika’nın bu arayışta önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi.
Afrika’nın genç nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, küresel güvenlik ve iklim değişikliği gibi alanlardaki etkisi, doğal kaynakları ve üretim potansiyeliyle yükselen bir aktör haline geldiğini belirten Köse, “Bugün Afrika’da yaşanan gelişmeler sadece Afrika’yı ilgilendirmemektedir; Orta Doğu’yu, Avrupa’yı, Asya’yı hatta dünyanın bütününü etkilemektedir,” dedi. Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Rusya ve Avrupa ülkelerinin güncellenmiş Afrika stratejilerine sahip olduğunu hatırlatan Köse, Afrika’nın 21. yüzyıl uluslararası siyasetinin belirleyici aktörlerinden biri haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin Afrika perspektifinin de bu zemine oturduğunu vurguladı.
Köse, konuşmasının sonunda Afrika’ya yönelik yaklaşımlarda hala sömürgecilik döneminin kalıntılarına rastlandığını belirterek, 20. yüzyılın geçerliliğini yitirdiğini ifade etti.
