HABERTÜRK – Jeffrey Epstein skandalı, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de “kompromat” olarak adlandırılan, nüfuz sahibi kişileri zafiyetleri üzerinden hedef alan operasyonların varlığını bir kez daha gündeme getirdi. Bu tür ağların temel amacı, güçlü ve etkili isimleri elde ettikleri kayıtlarla şantaj yapmak veya nüfuz elde etmek. Geçmişte Türkiye’de de siyasetçiler, bürokratlar, gazeteciler ve tanınmış kişilere yönelik benzer operasyonların düzenlendiği biliniyor.
Bu kapsamda, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), devletin sınırlarını koruma ve yabancı servislerin faaliyetlerini engelleme görevleri çerçevesinde, kritik pozisyonlardaki kişileri güvenlik risklerine karşı bilgilendirmek ve korumakla yükümlü. Bu nedenle, bakanlar, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar ile savunma, enerji ve finans gibi stratejik sektörlerin yöneticilerinin özel koruma altına alınması gerektiği vurgulanıyor. Hedefli şantaj ve tuzak operasyonlarına karşı bu kişilerin düzenli olarak bilgilendirilmesi hayati önem taşıyor.
Bu bağlamda, kurumsal güvenlik kültürünün geliştirilmesi ve “bana bir şey olmaz” algısının kırılması hedefleniyor. Eğitim programları sadece devlet adamlarına değil, büyük holding yöneticilerine, medya patronlarına, akademisyenlere ve uluslararası fonlarla çalışan STK temsilcilerine de yaygınlaştırılacak. Bu eğitimler, şantaj, deepfake ve veri manipülasyonu gibi suçlara karşı farkındalığı artırmayı amaçlıyor.
Teknik kapasitenin yanı sıra, stratejik karşı istihbaratın güçlendirilmesi ve yabancı servislerin kompromat üretme kapasitesinin analiz edilmesi gibi adımlar atılacak. Ayrıca, şantaj, deepfake ve veri manipülasyonu suçlarına yönelik ceza mevzuatının güncellenmesi ve ABD, AB ve NATO ülkeleriyle veri güvenliği konusunda koordinasyonun sağlanması da gündemde.
MİT’in son 10-15 yılda karşı istihbarat, siber güvenlik, veri güvenliği, HUMINT-SIGINT entegrasyonu ve yurt dışı operasyonel kapasite gibi alanlarda önemli gelişmeler kaydettiği belirtiliyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı ve Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) gibi kurumlarla dijital güvenlik ağının güçlendirilmesine yönelik adımlar atıldı. Modern istihbaratın artık sadece ajanlarla sınırlı olmadığı, veri, görüntü, cinsellik, para ve itibar suikastları üzerinden yürütülen hibrit savaşların yaşandığı vurgulanıyor. Türkiye de bu meseleye “counter-intelligence risk” perspektifinden yaklaşıyor.
Bu gelişmeler, kurumsal güvenlik pratiğinin bir parçası olarak değerlendirilmeli ve normal zamanlarda da uygulanmaya devam etmelidir. Zira, devletler gerçek riskleri bertaraf ederken, manipülasyonları da ayıklamak için çalışmalarını sürdürmektedir.
SAVUNMA SANAYİ
13 gün önceEKONOMİ
13 gün önceSAVUNMA SANAYİ
13 gün önceGÜNDEM
13 gün önceSAVUNMA SANAYİ
13 gün önceGÜNDEM
13 gün önce
1
Türk Savunma Sanayii Şirketleri, Dünyanın En Büyükleri Arasında Yükselişte
3179 kez okundu
2
Anahat Holding ve Gain Medya’ya Operasyon: Gözaltılar ve Kayyum Ataması
819 kez okundu
3
Ahmet Çakar Hakkında MASAK Raporu: Milyonlarca Liralık Şüpheli Para Akışı İddiası
792 kez okundu
4
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Türk Dünyası Vizyon Belgesi Açıklaması
753 kez okundu
5
Konut Fiyatlarında 21 Ay Sonra Reel Artış Kaydedildi
744 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.