İsrail, 1967’den bu yana ilk kez Batı Şeria’da arazi tescil sürecini yeniden başlatma kararı aldı. Bu hamle, Filistinlilerin mülkiyet hakları ve uluslararası hukuk açısından ciddi endişeler yaratıyor. İsrail ordusuna bağlı Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT) bünyesindeki “Arazi Tescil” birimi, Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde mülkiyet kayıtlarını yürütecek. Bu süreç, satış izinlerinin verilmesi, harçların toplanması ve kayıt işlemlerinin denetlenmesini kapsarken, Filistin yönetiminin bu bölgedeki yetki kullanımını da fiilen devre dışı bırakıyor.
Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Uluslararası Hukuk Birimi Başkanı Hasan Bureyce, İsrail’in bu adımını değerlendirdi. Bureyce’ye göre, bu karar, “Filistinlilerin mülkiyetini resmi belgelerle kanıtlayamadığı C Bölgesi’ndeki tüm arazilerin İsrail devleti adına kaydedilmesi anlamına geliyor.” Bureyce, sürecin Mayıs 2025’te yeniden başlayacağını ve 1967’den beri askıda olan arazi kayıtlarının tamamlanacağını belirtti. Resmi belgelerle mülkiyetini kanıtlayan araziler sahipleri adına kaydedilirken, kimsenin başvurmadığı veya başvuramadığı araziler ise İsrail devleti adına tescil edilecek.
Bureyce, bu durumun sadece teknik bir kayıt işlemi olmadığını vurguladı. Ona göre, “Yaşanan süreç, Filistin topraklarının kamulaştırılarak İsrail devleti adına tescil edilmesi ve ardından yerleşimcilere devredilmesinden ibarettir.” Bu durum, henüz resmi kaydı yapılmamış Batı Şeria topraklarının büyük bölümünü tehdit ediyor. Bureyce, 1967 öncesinde Ürdün yönetimi döneminde sınırlı arazi kayıt işlemleri yapıldığını ancak sürecin tamamlanmadığını hatırlattı.
İsrail’in bu kararlarını, Batı Şeria üzerindeki kontrolü genişletmeye yönelik önceki adımlarla ilişkilendiren Bureyce, özellikle Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in yerleşim politikalarındaki belirleyici rolüne dikkat çekti. Bureyce, bu adımları “ilhak girişimlerinin ve fiili politika dayatmalarının bir parçası” olarak nitelendirdi. İsrail’in bu kararlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirten Bureyce, uluslararası hukukun Batı Şeria’yı işgal altındaki toprak olarak tanımladığını ve işgalci gücün mevcut yerel hukuka saygı göstermesi gerektiğini vurguladı. Bu çerçevede, 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne atıf yaparak, sözleşmenin işgal altındaki topraklarda mevcut hukuki düzenin korunmasını zorunlu kıldığını hatırlattı. Filistin bağlamında bunun Ürdün döneminden kalan mevzuat olduğuna işaret etti.
Kaynak: TRT Haber
SAVUNMA SANAYİ
03 Nisan 2026EKONOMİ
03 Nisan 2026SAVUNMA SANAYİ
03 Nisan 2026GÜNDEM
03 Nisan 2026SAVUNMA SANAYİ
03 Nisan 2026GÜNDEM
03 Nisan 2026
1
Donald Trump’tan Küresel Ticarete Yeni Darbe: Tarifeler %15’e Yükseldi
103 kez okundu
2
Altın Fiyatları Denge Arayışında: Rekor Sonrası Dalgalanma ve Gelecek Beklentileri
94 kez okundu
3
Sağlık Bakanı Memişoğlu’ndan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Tıp Bayramı’nda ‘El-Kanun fi’t-Tıbb’ Hediyesi
92 kez okundu
4
Türkiye Otomotiv Pazarı Rekor Kırıyor: Yatırımlar Artarak Devam Edecek
92 kez okundu
5
Bakan Fidan’dan AP’ye Özel Röportaj: İran, İsrail ve Bölgesel Gelişmeler
86 kez okundu