Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Erdem Çoban’ın da aralarında bulunduğu araştırmacılar tarafından hazırlanan “Günlük Maksimum Yağış Verilerinin Klasik ve Yenilikçi Yöntemlerle Trendlerinin Belirlenmesi” adlı çalışma yayımlandı. Çalışma, Türkiye’deki yağışların karakterinde önemli değişiklikler olduğunu ortaya koyuyor. TRT Haber’de yer alan habere göre, Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerine dayanan çalışma, yağışların tamamen azalmadığını, ancak zamanlamasının, şiddetinin ve karakterinin değiştiğini gösteriyor.
Çalışmada, Falkenmark İndeksi verileri de değerlendirilerek Türkiye’nin su stresi eşiğinde olduğu tespit edildi. İndekse göre kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 1700 metreküpün altına inmesi “su stresi”, 1000 metreküpün altına düşmesi ise “su kıtlığı” olarak tanımlanırken, Türkiye bu kritik eşiklere yakın bir konumda bulunuyor. Uzun yıllara dayanan meteorolojik gözlem verileri, Türkiye genelinde tek yönlü bir yağış azalması yerine karmaşık bir tablonun hakim olduğunu ortaya koyuyor. Bazı dönemlerde yağış azalışı gözlenirken, bazı yıllarda kısa süreli ve şiddetli yağış artışları yaşanıyor. Bölgesel farklılıklar da öne çıkıyor; bir bölgede kuraklık yaşanırken, diğerinde ani yağışlar görülebiliyor.
Araştırmacılar, yağışlardaki her değişimi tek başına iklim değişikliğiyle açıklamanın, su döngüsünün çok katmanlı yapısının göz ardı edilmesine neden olabileceğine dikkat çekiyor. Doğal iklim salınımları, bölgesel atmosferik etkiler ve uzun dönemli döngüler de değişkenliğin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Çalışmada, Türkiye’de suyun büyük bölümünün tarımsal sulamada kullanıldığına dikkat çekilerek, ürün deseninin iklim verileriyle uyumlu planlanması, yağmur suyu hasadı, arıtılmış atık suların kullanımı ve dijital izleme sistemleri gibi yöntemlerin kullanılması gerektiği vurgulanıyor.
Dr. Erdem Çoban, çalışmayla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’de son yıllarda “kuraklık”, “yağışlar azalıyor” ve “su krizi kapıda” gibi başlıkların daha sık gündeme gelmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Çoban, yağışın ne kadar düştüğünden çok suyun nasıl yönetildiği üzerinde durulması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: “Mevcut tabloyu ne yalnızca bir felaket senaryosu olarak okumak ne de ‘her şey olağan’ diyerek geçiştirmek gerekiyor. Bilimsel veriler, belirsizlikler içeren ancak doğru planlama ve yönetimle sürdürülebilir biçimde yönetilebilecek bir sürece işaret ediyor. Bu çerçevede belirleyici olan, yalnızca gökyüzünden ne kadar yağış düştüğü değil, yeryüzünde suyu nasıl kullandığımız ve nasıl yönettiğimiz. Özellikle şehirlerdeki su şebekelerinde yaşanan kayıplar, kurak dönemlerdeki baskıyı daha da artırıyor. Borularda kaybolan su, düşmeyen yağış kadar ciddi bir kayıp anlamına geliyor.”
SAVUNMA SANAYİ
20 gün önceEKONOMİ
20 gün önceSAVUNMA SANAYİ
20 gün önceGÜNDEM
20 gün önceSAVUNMA SANAYİ
20 gün önceGÜNDEM
20 gün önce
1
Altın Fiyatları Denge Arayışında: Rekor Sonrası Dalgalanma ve Gelecek Beklentileri
47 kez okundu
2
Türkiye Otomotiv Pazarı Rekor Kırıyor: Yatırımlar Artarak Devam Edecek
45 kez okundu
3
Bakan Uraloğlu’ndan TÜRKSAT GES Değerlendirmesi: Yeşil Enerjiyle Geleceğe Yönelik Önemli Adımlar
38 kez okundu
4
Sigara Salgını: Türkiye’de Her Yıl 100 Bin Kişi Sigaraya Bağlı Nedenlerle Hayatını Kaybediyor
37 kez okundu
5
Sağlık Bakanlığı’ndan Tütünle Mücadelede 1 Milyon Hedefi: Sigara Bırakma Polikliniklerine İlgi Artıyor
36 kez okundu