İran, eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abbas Arakçi aracılığıyla Birleşmiş Milletler’e (BM) önemli bir çağrıda bulundu. Arakçi, sosyal medya hesabından yayınladığı mektupta, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’e yönelik olası bir saldırının uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal edeceğini belirtti.
Arakçi’nin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Güvenlik Konseyi üyelerine hitaben yazdığı mektupta, bu tür bir eylemin sadece uluslararası hukuk ve örfün bağlayıcı ilkelerine değil, aynı zamanda 1973 tarihli Uluslararası Koruma Altındaki Kişilere Karşı Suçların Önlenmesi Sözleşmesi’nde yer alan ilkelere de aykırı olduğu vurgulandı. Arakçi, “Bu eylem, ilgili ihlalde bulunan devletlerin uluslararası sorumluluğunu doğurmaktadır” ifadelerini kullandı. Ayrıca, ABD Başkanı, İsrail Başbakanı ve bu suç teşkil eden fiilin planlanması, emredilmesi, onaylanması, işlenmesi ya da herhangi bir şekilde yardım ve yataklık edilmesine katılan tüm kişilerin bireysel cezai sorumluluğunun da söz konusu olacağını belirtti.
Arakçi, mektubunda İran’ın BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu da vurguladı. Bu kapsamda, BM Genel Sekreteri Guterres ve Güvenlik Konseyi’ni, Hamaney’e yönelik olası bir saldırının hesabının sorulması için derhal somut ve etkili adımlar atmaya çağırdı. Bu çağrı, İran’ın, Hamaney’e yönelik herhangi bir eyleme karşı uluslararası toplumdan destek ve sorumluların cezalandırılmasını talep ettiğini gösteriyor.
Bu gelişme, Orta Doğu’daki gerginliğin tırmandığı bir dönemde yaşanıyor. İran ile Batılı ülkeler arasındaki nükleer anlaşma konusundaki belirsizlikler ve bölgedeki jeopolitik rekabet, bu tür açıklamaların önemini artırıyor. İran’ın bu çıkışı, olası bir provokasyona karşı hem caydırıcılık sağlamayı hem de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyor olabilir. Ayrıca, İran’ın, Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının, bölgedeki istikrarı daha da bozabileceği yönündeki endişelerini de dile getirdiği düşünülüyor.
Arakçi’nin mektubu, İran’ın uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etme ve uluslararası toplumdan destek arama stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu durum, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edilmesi ve uluslararası aktörlerin bu konudaki tutumlarının dikkatle incelenmesi gerektiğini gösteriyor.
Kaynak: TRT Haber
