ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, bir ayı geride bırakırken, çatışmaların yanı sıra perde arkasındaki diplomasi trafiği de dikkat çekiyor. İran’ın İsrail içindeki enerji tesislerinden kimya fabrikalarına uzanan geniş bir hedef yelpazesini vurması, savaşın askeri, ekonomik ve psikolojik boyutlarını derinleştirdi.
Özellikle Hadera Elektrik Tesisi, Hayfa’daki Bazan rafinerisi ve Necef hattındaki kimyasal tesislere yönelik saldırılar, çatışmanın stratejik bir zemine kaydığını gösteriyor. Bu süreçte İsrail’de uzun süredir hakim olan “tam güvenlik” algısı sarsıldı. Ülke genelinde neredeyse her gün farklı bir bölgenin hedef alınması, hava savunma sistemlerinin her saldırıyı durduramadığı gerçeğini ortaya koydu ve İsraillilerde tedirginlik yarattı. İsrail’in çok katmanlı savunma mimarisi hala önemli bir koruma sağlasa da, son saldırılar bu sistemin mutlak bir güvenlik garantisi sunmadığını gösterdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları, sahadaki tabloyla birlikte değerlendirildiğinde yeni bir stratejik yönelime işaret ediyor. Trump, savaşın “iki ila üç hafta içinde sona erebileceğini” ve İran’a yönelik saldırıların sınırlı tutulacağını belirtirken, müzakerelerin sürdüğünü ve “iyi gittiğini” ifade ediyor. Tahran, doğrudan müzakere iddialarını reddetmeye devam etse de, ara bulucu ülkeler üzerinden dolaylı temasların sürdüğü anlaşılıyor. Bu durum, savaş ve diplomasinin aynı stratejinin iki tamamlayıcı aracı olarak yürütüldüğünü gösteriyor.
İran’ın son saldırılarıyla birlikte en çok tartışılan konulardan biri, İsrail’in hava savunma sistemlerinin performansı oldu. Özellikle Demir Kubbe ve ABD destekli çok katmanlı savunma yapısının bazı saldırıları engelleyememesi, bu sistemlerin sınırlarını gündeme taşıdı. Bölge Araştırmaları Merkezi (BAM) Güvenlik Analisti Dr. Hurşit Dingil’e göre bu tablo bir “çöküşten” ziyade İran’ın geliştirdiği taktiklerin sonucu. Dingil, İran’ın son bir ayda 1300’den fazla balistik füze fırlattığını belirtiyor. Bu saldırıların önemli bölümünün eski nesil füzelerle yapıldığını, bunun temel amacının savunma sistemlerini “doyurma” olduğunu ifade ediyor. Dingil’e göre, eski füzelerle yapılan yoğun saldırılar hava savunma sistemlerini meşgul ederken, asıl etkiyi daha yeni nesil füzeler oluşturuyor. Özellikle Fettah ve Hayberşiken gibi füzelerin terminal aşamada yaptığı yüksek hızlı manevraların, zaten yoğun saldırılarla zorlanan sistemlerin önleme kapasitesini düşürdüğünü vurguluyor.
Bu gelişmeler, savaşın seyrini ve tarafların stratejilerini anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor. Savaşın geleceği, askeri hamlelerin yanı sıra diplomasi masasında atılacak adımlara bağlı olacak.
Kaynak: TRT Haber
SAVUNMA SANAYİ
01 Nisan 2026EKONOMİ
01 Nisan 2026SAVUNMA SANAYİ
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026SAVUNMA SANAYİ
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026
1
Donald Trump’tan Küresel Ticarete Yeni Darbe: Tarifeler %15’e Yükseldi
99 kez okundu
2
Altın Fiyatları Denge Arayışında: Rekor Sonrası Dalgalanma ve Gelecek Beklentileri
94 kez okundu
3
Türkiye Otomotiv Pazarı Rekor Kırıyor: Yatırımlar Artarak Devam Edecek
91 kez okundu
4
Sağlık Bakanı Memişoğlu’ndan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Tıp Bayramı’nda ‘El-Kanun fi’t-Tıbb’ Hediyesi
90 kez okundu
5
Bakan Fidan’dan AP’ye Özel Röportaj: İran, İsrail ve Bölgesel Gelişmeler
86 kez okundu