09 Şubat 2026 Pazartesi
Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Amasra mayın gemisi, NATO görevlendirmesi kapsamında Akdeniz’de önemli bir göreve hazırlanıyor. Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan duyuruya göre, TCG Amasra, Erdek Limanı’ndan uğurlanarak İspanyol, İtalyan ve Yunan unsurlarıyla birlikte 48 gün sürecek kapsamlı bir göreve başlayacak.
Görev süresince TCG Amasra, mayın karşı tedbirleri (MKT) ve denizde durumsal farkındalık faaliyetleri icra edecek. Bu kapsamda, İtalya ve İspanya’da düzenlenecek iki ayrı MKT tatbikatına katılacak olan gemi, aynı zamanda üç farklı ülkede altı liman ziyareti gerçekleştirecek. Bu ziyaretler, geminin uluslararası iş birliğini güçlendirmesi ve farklı donanmalarla tecrübe paylaşımında bulunması açısından önem taşıyor.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan paylaşımda, TCG Amasra’nın uğurlanmasına dair fotoğraflara da yer verildi. Bu fotoğraflar, geminin görevine hazırlandığı anları ve personelin moralini yansıtıyor. Geminin bu önemli görevi, Türkiye’nin NATO içindeki rolünü ve deniz güvenliğine katkısını bir kez daha gözler önüne seriyor.
TCG Amasra’nın katılımıyla gerçekleşecek olan bu görev, özellikle Akdeniz’deki deniz güvenliğinin sağlanması ve mayın tehdidine karşı ortak hareket etme kabiliyetinin artırılması açısından büyük önem taşıyor. Mayın temizleme faaliyetleri, deniz ticaretinin güvenliği ve denizlerdeki yaşamın korunması için kritik bir rol oynuyor. TCG Amasra’nın bu zorlu görevdeki başarısı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin yeteneklerini bir kez daha kanıtlayacak.
Bu görev, aynı zamanda Türkiye’nin NATO müttefikleriyle olan ilişkilerini güçlendirecek ve denizcilik alanındaki iş birliğini daha da ileriye taşıyacak. TCG Amasra’nın görevi boyunca elde edilecek deneyimler ve kazanılacak tecrübeler, Türk Deniz Kuvvetleri’nin gelecekteki operasyonlarına da ışık tutacak.
Kaynak: TRT Haber
Bulgaristan’da yapılan genel seçimlerde, eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in liderliğindeki İlerici Bulgaristan Koalisyonu, oyların büyük çoğunluğunun sayılmasıyla birlikte önemli bir başarı elde etti. Bulgaristan Devlet Televizyonu’nun paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre, oyların %90’ından fazlası sayılırken, koalisyon %45’lik bir oy oranıyla 240 sandalyeli mecliste 135 sandalye kazandı. Bu sonuç, Radev’in siyasi arenadaki etkisini ve gelecekteki rolünü belirginleştiriyor.
Seçim sonuçlarının ardından Sofya’daki parti merkezinde konuşan Radev, zaferi “umudun güvensizliğe karşı zaferi, özgürlüğün korkuya karşı zaferi” olarak nitelendirdi. “Bu sadece ilk adım. Beklentiler büyük, umutlar büyük. Bu da büyük bir sorumluluk anlamına geliyor. Yeniden seçime gidilmemesi için elimizden geleni yapacağız.” ifadelerini kullanan Radev, aynı zamanda “güçlü bir Avrupa’nın içinde, güçlü bir Bulgaristan olması gerektiği” mesajını verdi.
Seçimlerdeki diğer partilerin performansı da dikkat çekiciydi. Bulgaristan’ın Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) ve Değişime Devam-Demokratik Bulgaristan İttifakı (PP-DB) %12’şer oy alırken, Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) %6 ve Vızrajdane (Diriliş) partisi %4 oy alarak barajı aşan partiler oldu.
Rumen Radev’in siyasi geçmişi, ülkenin geleceği için önemli ipuçları sunuyor. 1963’te Dimitrovgrad’da doğan ve “ülkenin en tecrübeli jet pilotu” olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na kadar yükselen Radev, 2016’da askeri görevinden ayrılarak siyasete atıldı. Aynı yıl cumhurbaşkanı seçilen ve 2021’de ikinci dönemini kazanan Radev, Ocak 2026’da görevinden ayrılacak.
Radev’in Avrupa Birliği (AB) politikalarına temkinli yaklaşımı ve Rusya ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiği yönündeki açıklamaları, dış politika gündeminde önemli bir yer tutuyor. Ukrayna’ya askeri yardım konusunda çekinceli tutum sergileyen Radev, eski başbakan Boyko Borisov ile yaşadığı gerilimlerle de gündeme gelmişti. Ayrıca, 2025’te avroya geçiş için referandum yapılması önerisi, ülkenin ekonomik geleceği için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu seçim sonuçları, Bulgaristan’ın iç ve dış politikalarında önemli değişikliklere yol açabilir.
Antalya’nın Serik ilçesinde düzenlenen “COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonları Toplantısı”nda konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, iklim eyleminin insanlığın ortak geleceği için kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Çavuşoğlu, artık sözlerin ötesine geçilerek somut sonuçlar elde edilmesi gereken bir dönüm noktasında olunduğunu belirtti. Dünyanın her yıl 2 milyar tonun üzerinde atık ürettiğine dikkat çeken Çavuşoğlu, bu durumun çevresel bir kriz olmanın yanı sıra derin bir sosyal ve ekonomik eşitsizliğe işaret ettiğini ifade etti. 2050 yılına kadar bu yükün daha da artacağına dikkat çeken Çavuşoğlu, iklim krizinin sınır tanımadığını ve çözümlerin de ulusal sınırlarla sınırlı kalamayacağını söyledi.
Çavuşoğlu, güvene dayalı, kapsayıcı ve etkin bir iklim diplomasisinin, farklı koşullara sahip ülkeleri ortak hedeflerde buluşturmanın en güçlü aracı olduğunu belirtti. Çok taraflılığın bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, ancak birlikte hareket ederek ortak evimizi koruyabileceğimizi dile getirdi. Türkiye’nin bu küresel soruna vicdan temelli bir yaklaşımla cevap verdiğini ve sıfır atık hareketinin bu anlayışın somut bir yansıması olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan sıfır atık hareketinin, kısa sürede ulusal bir girişimden küresel bir farkındalık hareketine dönüştüğünü belirten Çavuşoğlu, bu kapsamda elde edilen önemli kazanımlara dikkat çekti. 90 milyon ton atığın geri kazanılmasıyla ekonomiye 365 milyar liralık katkı sağlandığını, 613 milyon ağacın kesilmesinin önlendiğini, 180 milyon ton sera gazı emisyonunun engellendiğini ve 2 trilyon litre su tasarrufu sağlandığını aktardı.
Çavuşoğlu, Türkiye’nin öncülüğünde, Emine Erdoğan liderliğinde, 105 ülkenin desteğiyle BM Genel Kurulu’nda ilan edilen 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün dünya genelinde kutlanan büyük iklim diplomasisinin somut başarısı olduğunun altını çizdi. Bu nedenle COP31’de sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımını önceliklerinin merkezine yerleştirdiklerini belirten Çavuşoğlu, iklim diplomasisini güçlendirmek, ülkeler arasında köprüler kurmak ve somut iş birlikleri geliştirmek için çalışacaklarını ifade etti. COP31 eylem gündemlerinin, temiz enerjiden sürdürülebilir tarıma, iklim dirençli şehirlerden yeşil sanayiye kadar geniş bir alanı kapsadığını belirten Çavuşoğlu, kimseyi geride bırakmayan, kapsayıcı ve hakkaniyetli bir iklim yönetimini savunduklarını söyledi. İklim diplomasisinin de bu adalet zemininde ilerlemesi gerektiğine inandıklarını vurguladı.
Antalya Valisi Hulusi Şahin ise Antalya’nın geçen yıl 17,5 milyon turist ağırladığını, yurt içindeki misafirlerle bu sayının 25 milyonu geçtiğini belirtti. Kentin her yıl çok sayıda ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptığına dikkat çekti.
Almanya’nın önde gelen yayın organlarından Die Zeit gazetesi, Antalya Diplomasi Forumu’nu (ADF) mercek altına alan kapsamlı bir analiz yayınladı. Analizde, forumun mevcut küresel güç dengesindeki değişimi gözler önüne serdiği ve Türkiye’nin farklı aktörlerle eş zamanlı temas kurabilen esnek diplomasi anlayışına vurgu yapıldığı belirtildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ukrayna ve Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan, İran ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi farklı taraflarla kurduğu diyaloglara dikkat çekilerek, Türkiye’nin ‘sarkaç gibi ileri geri sallanan’ bir politika izlediği ifade edildi.
Analizde, Türkiye’nin geçmiş yıllarda dünyanın birçok noktasına yayılan geniş bir ilişki ağı kurduğu ve çatışmalarda arabulucu, ihtiyaç anında ise yardımsever bir aktör olarak başarılı bir şekilde konumlandığına dikkat çekildi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da forumda yer alması, Türkiye’nin tüm taraflara açık diplomatik yaklaşımının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Die Zeit, Antalya’daki zirvede ‘kararların, odada bulunanlar tarafından alındığı’ şeklindeki diplomasi anlayışının bir kez daha ortaya konduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın forumun açılışında Türkiye’yi ‘barışın anahtarı’ olarak tanımlaması ve organizasyonu ‘geleceğe dair bir umut platformu’ şeklinde nitelendirmesi de analize yansıdı. Öte yandan, Avrupa’nın, özellikle de Almanya’nın, değişen dünya düzenine uyum sağlamakta zorlandığına işaret edildi. ABD’nin küresel rolünü azaltmasının ardından bölgesel aktörlerin önem kazandığına dikkat çekilerek, Avrupa Birliği’nin (AB) bu yeni düzende nasıl konumlanacağına dair soru işaretleri olduğu belirtildi.
Antalya’daki görüşmelerde AB’nin sınırlı bir rol oynaması ve büyük Avrupa ülkelerinden üst düzey katılımın olmaması eleştirildi. Analizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın forum aracılığıyla geniş uluslararası ilişkiler ağını sergilediği, buna karşın Almanya’nın bu ağın dışında kaldığı vurgulandı. Hessen Eyaleti Uluslararası İlişkiler Bakanı Manfred Pentz’in, daha fazla üst düzey Alman siyasetçinin forumda yer almasının ‘stratejik açıdan akıllıca olacağı’ yönündeki görüşüne yer verilirken, dünya geleceğinin tartışıldığı bir platformda Almanya’nın yokluğunun dikkat çekici olduğu ifade edildi. Analizde, ‘Dünya Antalya’da geleceği tartışırken Almanya kapının dışında kaldı.’ değerlendirmesi yapıldı.
İzmir’in Karabağlar ilçesinde, Limontepe Mahallesi’nde meydana gelen olayda, Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, silahla ev basıldığı ihbarı üzerine harekete geçti. Olay yerine intikal eden ekipler, bir evde yangın çıktığını fark etti. Yangın sırasında evden çıkan 7 şüpheli, polis tarafından bölgeden ayrılmalarına izin verilmeden gözaltına alındı.
DHA’nın haberine göre, itfaiye ekiplerinin yangına müdahalesinin ardından polis, evde ve bitişiğindeki bir diğer evde arama yaptı. Yapılan aramalarda 1 adet ruhsatsız tabanca, 2 bin 926 adet uyuşturucu ecza, 3 fişek ve 1 adet kovan ele geçirildi. Polis ekipleri, olayla bağlantılı olabilecek diğer kişilerin yakalanması için çalışmalarını sürdürdü.
Emniyet güçleri, yaptıkları detaylı çalışmalar sonucunda, evden çıkan 7 şüpheli ile bağlantısı olduğu değerlendirilen 3 kişiyi daha tespit etti. Böylece gözaltına alınan şüpheli sayısı 10’a yükseldi. Gözaltına alınan tüm şüpheliler, işlem yapılmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.
Olayla ilgili soruşturma devam ederken, polis ekipleri uyuşturucu madde ticareti ve ruhsatsız silah bulundurma suçlamalarıyla ilgili delil toplama çalışmalarına devam ediyor. Olayın detayları ve şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda soruşturmanın genişletilmesi bekleniyor. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü, bölgedeki güvenliği sağlamak ve suçla mücadele kapsamında çalışmalarına aralıksız devam ediyor.