09 Şubat 2026 Pazartesi
Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Almanya ekonomisine ilişkin değerlendirmesini yayınladı. S&P, Almanya’nın uzun ve kısa vadeli, yabancı ve yerel para cinsinden kredi notunu “AAA/A-1+” olarak teyit etti ve not görünümünü “durağan” olarak korudu. Bu karar, Almanya ekonomisinin güçlü temellerine ve istikrarlı yapısına duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
S&P’nin açıklamasında, Almanya’nın mali teşviklerinin 2026-2027 döneminde büyümeyi destekleyeceği belirtildi. Ancak, Orta Doğu’daki savaş gibi dış risklerin, kırılgan ekonomik toparlanma süreci üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuldu. Mali genişlemenin uzun vadeli büyüme üzerindeki etkisinin belirsizliğini koruduğu ifade edilirken, Almanya’nın rekabet gücüne ve büyüme modeline yönelik zorlukların hükümetin reform kararlılığını sınadığı vurgulandı.
Açıklamada, Almanya’nın kredi profilini destekleyen temel unsurlara dikkat çekildi. Bunlar arasında ılımlı düzeydeki genel devlet borcu, zengin bir ekonomi ve küresel ölçekte en güçlü dış bilançolardan birine sahip olması yer alıyor. Bu faktörler, Almanya’nın ekonomik istikrarını ve kredi notunu destekleyen önemli unsurlardır.
S&P, Alman ekonomisinin bu yıl yüzde 0,8 büyümesini ve sonrasında ivme kazanmasını bekliyor. Uzun vadeli büyümeyi canlandırmak için reform sürecinin hızlandırılması gerektiği belirtilirken, bu durumun Almanya’nın rekabet gücüne yönelik sorunları çözmek üzere daha güçlü bir siyasi uzlaşmaya dayanacağı ifade edildi. Kuruluş, ülke ekonomisinin 2027 ve 2028’de yüzde 1,4 büyümesini öngörüyor.
Açıklamada, Orta Doğu’daki savaşla bağlantılı olarak ekonomik görünüm üzerindeki risklerin arttığına değinildi. Küresel enerji fiyatlarının uzun bir süre yüksek kalmasının büyümeyi baskılayacağı ve enflasyonu artıracağı ifade edildi. Bu durum, Almanya ekonomisi için önemli bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor.
Bu değerlendirme, Almanya ekonomisinin hem güçlü yönlerini hem de karşı karşıya olduğu zorlukları gözler önüne seriyor. Hükümetin, büyümeyi desteklemek ve rekabet gücünü artırmak için gerekli reformları hayata geçirmesi büyük önem taşıyor. [Kaynak: Habertürk](https://www.haberturk.com/s-p-almanya-nin-kredi-notunu-teyit-etti-3880070-ekonomi)
Çin Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Çin’in merkezi ve yerel yönetimlerinin 2024 yılının ilk çeyreğine ait bütçe hesapları, ekonomik aktiviteye dair önemli ipuçları sunuyor. Toplam bütçe harcamaları, Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %2,6 artış göstererek 7,47 trilyon yuana (1,09 trilyon dolar) ulaştı. Bu artış, Çin ekonomisinin toparlanma çabalarına işaret ediyor olabilir.
Merkezi hükümetin bütçe harcamaları %4,9 artarken, yerel yönetimlerin harcamalarındaki artış %2,3 olarak gerçekleşti. Bu durum, merkezi yönetimin ekonomik teşviklere daha fazla ağırlık verdiğini gösteriyor olabilir. İlk çeyrekteki harcamalar, yıllık bütçede öngörülen miktarın %24,9’una ulaşarak son 5 yılın en hızlı harcama gerçekleşmesini sağladı. Bu da hükümetin, ekonomik hedeflerine ulaşmak için bütçe kaynaklarını etkin bir şekilde kullandığını gösteriyor.
Bütçe gelirleri tarafında da artış gözlemlendi. Toplam bütçe gelirleri, ilk çeyrekte yıllık bazda %2,4 artışla 6,16 trilyon yuana (910 milyar dolar) yükseldi. Merkezi hükümetin gelirleri %2,7 artışla 2,5 trilyon yuan (360 milyar dolar) olurken, yerel yönetimlerin gelirleri %2,1 artışla 3,66 trilyon yuan (540 milyar dolar) seviyesinde gerçekleşti. Vergi gelirleri %2,2 artışla 4,85 trilyon yuana (710 milyar dolar) ulaşırken, vergi dışı gelirlerdeki artış %2,9 ile 1,31 trilyon yuan (190 milyar dolar) oldu.
Bu dönemde yaklaşık 190 milyar dolarlık bir bütçe açığı kaydedildi. Ancak, Çin’in 2025 yılındaki bütçe gelirlerinin 28,7 trilyon yuan (4,09 trilyon dolar) ve bütçe harcamalarının 21,6 trilyon yuan (3,08 trilyon dolar) olarak gerçekleştiği göz önüne alındığında, bu açığın yönetilebilir olduğu düşünülüyor. Çin ekonomisi, küresel belirsizliklere rağmen büyümeye devam etme potansiyelini koruyor.
Bu veriler, Çin ekonomisinin geleceği hakkında önemli sinyaller veriyor. Ancak, ekonomik göstergelerin tek başına değerlendirilmemesi ve daha geniş bir perspektiften analiz edilmesi gerekiyor.
Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisi, sadece iki ezeli rakibi karşı karşıya getirmekle kalmayacak, aynı zamanda ligin en az gol yiyen takımlarını da buluşturacak. Pazar günü oynanacak bu kritik mücadele öncesinde gözler, her iki takımın file bekçileri Uğurcan Çakır ve Ederson’un performansına çevrilmiş durumda.
Ligde şu ana kadar Galatasaray, kalesinde gördüğü 23 golle bu alanda lider konumunda bulunuyor. Fenerbahçe ise 30 golle üçüncü sırada yer alıyor. Bu istatistikler, derbinin savunma hattı ve kalecilerin performansı açısından ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. İki takım da bu sezon gol yememe konusunda oldukça başarılı bir grafik çizdi. Galatasaray 11, Fenerbahçe ise 10 maçta rakiplerine gol şansı tanımadı.
Galatasaray’da kaleyi koruyan Uğurcan Çakır, 30 haftalık süreçte 23 maçta görev alırken, 19 gol yedi ve 7 maçta kalesini gole kapattı. Günay Güvenç ise 7 maçta forma giydi. Fenerbahçe cephesinde ise Ederson 23 maçta görev alırken, kalesinde 23 gol gördü ve 8 maçta gol yemedi. İrfan Can Eğribayat 3, Tarık Çetin 2, Mert Günok ve kadroda yer almayan Dominik Livakovic ise 1’er maçta forma giydi.
Derbide, iki kalecinin de performansı, maçın gidişatını doğrudan etkileyebilir. Özellikle savunma hattının en önemli görevlisi olan kalecilerin, kritik kurtarışları ve oyun içindeki liderlikleri, takımlarına galibiyeti getirecek en önemli faktörlerden biri olabilir. Bu nedenle, futbolseverler pazar günü oynanacak derbide, Uğurcan Çakır ve Ederson’un performansını yakından takip edecek.
Öte yandan, Habertürk’ün haberine göre, kara para operasyonları ve kuyumcu maskeli kara para trafiği gibi konular da gündemde yerini koruyor. Zülfikar Ali Aydın’ın sorularını yanıtlayan Habertürk Muhabiri Arzu Kaya, sahte faturalar ve hayali mallar üzerinden dönen milyarlık bir kara para çarkını gözler önüne serdi.
Kaynak: Habertürk
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde duyurduğu müjdeyle Formula 1 heyecanı 2027 takviminde yer alarak Türkiye’ye geri dönüyor. Bu önemli gelişme, spor dünyasında büyük bir yankı uyandırdı ve İstanbul’un prestijli spor etkinlikleri arasına yeniden adını yazdırmasını sağlayacak.
Intercity İstanbul Park, Formula 1 yarışlarına ev sahipliği yapacak olmanın heyecanını yaşıyor. Hermann Tilke tarafından tasarlanan, 2,21 milyon metrekarelik devasa bir alana yayılan pist, teknik özellikleriyle dünyanın en iyileri arasında gösteriliyor. Özellikle 5 bin 338 metre uzunluğundaki pistin en zorlu ve ikonik noktası olan ‘8. Viraj’ (Turn 8), pilotları fiziksel olarak en çok zorlayan ve İstanbul Park’ın dünya çapında tanınmasını sağlayan özellik olarak öne çıkıyor. 155 bin seyirci kapasitesine sahip pistte, saat yönünün tersine koşulan yarışlar, pilotlar için ayrı bir meydan okuma oluşturuyor.
İstanbul Park, geçmişte unutulmaz anlara sahne oldu. Bugüne kadar düzenlenen 9 yarışta en çok zafer kazanan isim, Ferrari koltuğunda 2006, 2007 ve 2008 yıllarında üst üste 3 kez birincilik elde eden Brezilyalı pilot Felipe Massa oldu. Ayrıca, Lewis Hamilton’ın 2020’de Mercedes ile kazandığı zafer, kariyerinin 7. şampiyonluğunu ilan etmesini sağlayarak Michael Schumacher’in rekoruna ortak olmasını sağladı. Pist rekoru ise Kolombiyalı Juan Pablo Montoya’ya ait; Montoya, 2005 yılında 1.24.770’lik derecesiyle bu rekoru kırmıştı ve bu rekor hala kırılamadı.
Formula 1 tarihinin önemli isimlerinden Michael Schumacher ve Fernando Alonso gibi efsanevi pilotlar İstanbul’da galibiyet sevinci yaşayamadı. Günümüzün yıldız pilotu Max Verstappen ise 2021’deki yarışı ikinci sırada tamamlayarak galibiyeti kaçırdı. İlk kez 2005’te kapılarını açan ve 2011’e kadar aralıksız takvimde yer alan Türkiye Grand Prix’si, pandemi dönemindeki (2020-2021) geri dönüşlerinin ardından 2027’de 10. kez düzenlenecek. 720 metrelik en uzun düzlüğe ve %8,1’e ulaşan maksimum eğime sahip İstanbul Park, motor sesleriyle yeniden dünyanın odak noktası olacak.
Ticaret Bakanlığı, yılın ilk çeyreğine ilişkin piyasa denetim bilançosunu açıkladı. Vatandaşların ekonomik refahını korumak, iç piyasada istikrarı sağlamak ve tüketici haklarını güvence altına almak amacıyla yapılan denetimlerde, milyonlarca liralık ceza uygulandı.
Bakanlığın açıklamasına göre, ocak-mart döneminde toplam 129 bin 327 firma ve 15 milyon 167 bin 58 ürün denetlendi. Denetimler sonucunda tespit edilen uygunsuzluklar nedeniyle toplam 784,6 milyon lira ceza kesildi. Bu kapsamda, otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat, haksız ticari uygulamalar ve ödeme sürelerine ilişkin 23 bin 3 gerçek ve tüzel kişi denetlendi. Bu denetimlerde aykırı fiillerde bulunan 2 bin 155 kişiye 221 milyon lira ceza verildi. İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün denetimlerinde fahiş fiyatlara yönelik 174,3 milyon lira ceza uygulanırken, emlak sektöründe 19,2 milyon lira, otomotivde 5,1 milyon lira ve kuyum sektöründe 2,6 milyon lira ceza kesildi. Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara ilişkin denetimlerde ise yaklaşık 17,5 milyon lira ceza kesildi.
Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü de tüketici sözleşmeleri, reklamlar, haksız ticari uygulamalar ve ürün güvenliği alanlarında denetimler gerçekleştirdi. Bu kapsamda 16 bin 421 gerçek ve tüzel kişi denetlenirken, aykırı eylemlerde bulunan 517 kişiye 309,6 milyon lira ceza verildi. Ön ödemeli konut satışları, abonelik, mesafeli satış, taksitli satış ödemeleri, paket tur ve devre tatil gibi sözleşmelerdeki aykırılıklara 254,9 milyon lira ceza kesildi. Reklam ve haksız ticari uygulama denetimlerinde 50,2 milyon lira, ürün güvenliği denetimlerinde ise 4,4 milyon lira ceza uygulandı.
Ticaret il müdürlükleri aracılığıyla 81 ilde yapılan denetimlerde 89 bin 903 firma denetlendi ve 19 bin 50 firmaya 254 milyon lira ceza uygulandı. İstanbul’da 46 bin 416 üründe aykırılık tespit edildi ve 203,3 milyon lira ceza kesildi. Ankara’da 4,7 milyon, İstanbul’da 2,5 milyon ve Antalya’da 1,8 milyon ürün denetlendi.
Rekabet Kurumu da çalışmalarına devam ediyor. Geçen yıl 227 firmaya 13,2 milyar lira ceza uygulanırken, bu yılın ilk üç ayında bilişim teknolojileri, platform hizmetleri, gıda endüstrisi, tarım ve hayvancılık alanlarında faaliyet gösteren 90 firmaya 5 milyar lira ceza kesildi.