07 Şubat 2026 Cumartesi
Türk Teknolojisi YILDIRIM-100 Füzeleri Köreltiyor: Helikopter Envantere Girişe Hazır
Ekonomist Eryılmaz'dan Kritik Piyasa Değerlendirmesi: Borsa İstanbul'da Baskı Sürüyor, Altın ve Gümüşte Dalgalanma Uyarısı
Durdurulan Minibüste 20 Düzensiz Göçmen Yakalandı, 2 Kişi Tutuklandı
Dünya’da yaşanan sayısız krizin yanında, uzay keşif çalışmaları hızla devam ediyor. Ancak bu çalışmalar, uzay hukukunun yeniden ele alınmasını da zorunlu kılıyor. Birleşmiş Milletler, sivil ve askeri uzay kullanımının bulanıklaşmasının büyük bir risk oluşturduğunu açıkladı.
Uzayda artan güvenlik riskleri arasında uydular arası çarpışmalar, yörünge trafiğinin artışı ve uzay enkazı yer alıyor. Ayrıca, asteroit tehlikesi de göz ardı edilemez. Huddersfield Üniversitesi’nden Helen Tung, durumu “vahşi bir kaplana bakıyormuşuz gibi” hissettirdiğini vurguladı. Tung, devletlerin niyetinin belirleyici olduğunu, barışçıl niyetin barışçıl eylemlerle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Özel uzay sektörünün, yasaları ve devletleri değişime zorlayacak olan aktör olacağını da ekledi.
Günümüzdeki uzay hukuku, Soğuk Savaş dönemine ait ve günümüzün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak. 1967 tarihli Dış Uzay Anlaşması, oldukça temel bir belge olup kitle imha silahlarının uzaya yerleştirilmesini yasaklıyor ve uzayın barışçıl amaçlarla kullanılmasını öngörüyor. Ancak, Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nden Juliana Süß, bugün çok daha fazla aktör ve ticari oyuncunun varlığının, hukukun yetersiz kaldığını bildirdi. Özellikle SpaceX, yörüngedeki aktif uyduların neredeyse yarısına sahip. Bu durum, geçmişte ABD’de uzay denilince NASA’nın akla gelirken, bugün SpaceX’in geldiğini gösteriyor. Küçük ülkelerin bile kendi yasalarını geçirerek küresel anlaşmaları atlatmaya çalıştığını da ekleyelim. /tag/uzay/ /tag/hukuk/
ABD’nin Artemis Anlaşmaları da eleştiriliyor. Strathclyde Üniversitesi’nden Malcolm Macdonald, bu anlaşmaların birbirine yakın ülkelerin davranış normları belirleme çabası olduğunu, diğer ülkelerin ise kendi gerçekliklerini yarattığını açıkladı. Macdonald, Çin’in Ay’a ilk ulaşma hamlesinin, kendi kurallarını dayatma girişimi olduğunu vurguladı. Hatta, Artemis Anlaşmaları olsun ya da olmasın Çin’in istediğini yapacağını, Ay’a önce ulaşması durumunda işinin daha da kolaylaşacağını da belirtti. Diplomatik normların uyduları koruyup koruyamayacağı, bağlayıcı yeni anlaşmaların mümkün olup olmadığı ve uzay silahlanma yarışının durdurulup durdurulamayacağı sorularına ise üç kez “hayır” cevabını verdi. /tag/Çin/ /tag/ABD/
ABD’nin uzayı askeri alan ilan etmesi ve Rusya’nın yabancı ticari uyduları savaşta meşru hedef sayması, durumu daha da karmaşıklaştırıyor. Süß, Rusya ve Çin’in uydu çarpışmalarıyla ilgili verileri paylaşmamasının riski artırdığını bildirdi. BM’deki çalışma gruplarının, birçok devletin benzer kaygılara sahip olduğunu gösterdiğini de ekledi. Süß, normlar ve davranışlar üzerine konuşmanın en doğru yol olduğunu, çünkü “uzay silahı tanımı” gibi tartışmaların çıkmazda olduğunu vurguladı. Özel sektör için finansal yaptırımların önemine değinen Tung, denizcilik hukukunu örnek göstererek, bir uydu vurulması durumunda sigortacıların devreye gireceğini ve ekonomik bir bedelin oluşacağını söyledi. /tag/Rusya/ /tag/SpaceX/ /tag/BM/