03 Şubat 2026 Salı
Türk Teknolojisi YILDIRIM-100 Füzeleri Köreltiyor: Helikopter Envantere Girişe Hazır
Ekonomist Eryılmaz'dan Kritik Piyasa Değerlendirmesi: Borsa İstanbul'da Baskı Sürüyor, Altın ve Gümüşte Dalgalanma Uyarısı
Mersin'de Konaklama ve Eğlence Mekanlarına Ceza Yağdı
ASELSAN tarafından belge YILDIRIM-100 Yönlendirilmiş Kızılötesi Karşı Tedbir (DIRCM) Sistemi, bu yıl içerisinde bir adet helikopter entegre envantere eklenmesi planlanıyor. Bu gelişme, Türk savunma sanayii için önemli bir adımı temsil ediyor.
ASELSAN’ın geliştirdiği YILDIRIM-100 DIRCM Sistemi, harp başlıklı gerçek füzelerle yapılan etkinlik testlerini başarı ile tamamladı. Sistem, hava araçlarının gelişmiş füze tehditlerine karşı korunmasına yönelik önemli bir aşamayı temsil etmektedir. 2025 yılının Temmuz ayındaki testlerde YILDIRIM-100, güdümlü füzelere çok bantlı lazer enerjisi göndererek arayıcı hikayelerini köreltmeyi başardı. Test sırasında hava araçlarında füzelerin saptırıldığı ve platformların beka yeteneğinin artırıldığı görüldü. YILDIRIM-100’ün çeşitli tehdit senaryolarında ısı güdümlü füzeleri lazerle etkisiz hale getirilerek tespit edildi.
YILDIRIM-100, platformun üzerindeki farklı füze ikaz sistemleri ve işaret fişeği atıcılarıyla entegre çalışma şekilde tasarlandı. Hassas gimbale sahip sistem, yaklaşan güdümlü füzelere lazer enerjisi göndererek arayıcı başlığın köreltilmesini ve yönlerinin değiştirilmesini sağlamakta. Hassas takip ünitesi ve lazer ünitesi sayesinde ısı güdümlü füzelere karşı oluşturulmuş çok bantlı yönlendirilmiş lazer uygulayan sistem, füze ikaz sistemiyle haberleşen bir kontrol ünitesi içerir. Çoklu saldırı senaryolarında gösterilen YILDIRIM-100’ün düşük güç tüketimi ve yüksek kullanılabilirlik oranıyla sahadaki iyileştirmesi hedefleniyor. Ayrıca sistemin, helikopter gibi hava platformlarının önemli ölçüde artırılacağı belirtildi.
YILDIRIM-100’ün envantere eklenmesiyle birlikte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hava savunma kabiliyetleri önemli ölçüde artacak. Sistemin, özellikle terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlarda görev yapan helikopterlerin miktarının sağlanması bekleniyor. ASELSAN tarafından belge bu teknoloji, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerli ve milli çözümlere olan katkısını da göstermekte. Bu gelişme, Türkiye’nin savunma alanındaki bağımsızlığını bakış açısıyla eleştirel bir şekilde ele alan bir yapıya sahip.
Savunma ve havacılık sanayii, 2026 yılının ocak ayında dikkat çekici bir başarıya imza atarak 555,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu rakam, sektörün geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,2 oranında bir artış kaydettiğini gösteriyor. Bu artış, sektörün küresel pazarlardaki rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyüme potansiyelini ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı (SSB) Haluk Görgün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 2025 yılının rekorlarla kapandığını ve 2026 yılına da rekor ihracat başarısıyla başlandığını bildirdi. Görgün, sektörün ihracat performansını değerlendirirken, elde edilen bu başarının yüksek katma değerli ve ileri teknolojiye dayalı ürün portföyünün bir yansıması olduğunu vurguladı. Aynı zamanda, sahada kendini kanıtlamış sistemlerin ve güvene dayalı uzun vadeli iş birliklerinin de bu başarıda önemli rol oynadığını açıkladı.
Elde edilen bu başarının arkasında yatan temel unsurlardan biri de uygulanan politikalar oldu. Görgün, bu başarının Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen Milli Teknoloji Hamlesi ve Milli Yetkinlik Hamlesi kapsamında elde edildiğini açıkladı. Bu hamleler sayesinde planlı, istikrarlı ve vizyoner politikalar izlendiği belirtildi. Bu vesileyle, savunma ve havacılık sanayiinin küresel başarısına emek veren başkanlık personelimize, şirketlerimize ve tüm paydaşlarımıza teşekkür edildi. Ayrıca, katma değerli ve yüksek teknolojili ürünlerle daha güçlü bir Türkiye hedefi doğrultusunda başarılarının artarak devam etmesi dilendi.
Savunma ve havacılık sanayiimizin, Türkiye’nin genel ihracat performansına stratejik katkı sunmaya kararlılıkla devam ettiği belirtildi. Bu durum, sektörün ülke ekonomisi için ne kadar önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Ancak, bu başarının sürdürülebilirliği için AR-GE çalışmalarına ve teknolojik yeniliklere yatırım yapmaya devam etmenin önemi vurgulandı. Bu şekilde, sektörün küresel pazarda rekabet gücünü koruyabileceği ve daha da artırabileceği ifade edildi. Unutmamalı ki, savunma sanayiindeki gelişmeler, sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir öneme de sahip. Bu nedenle, bu alandaki başarıların desteklenmesi ve teşvik edilmesi büyük önem taşıyor.
Ayrıca, sektördeki büyümenin sadece ihracatla sınırlı kalmayıp, yerli üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin de artırılması gerektiği belirtildi. Bu sayede, dışa bağımlılığın azaltılabileceği ve milli savunma sanayiinin daha da güçlenebileceği ifade edildi. Bu bağlamda, üniversitelerle ve araştırma kurumlarıyla iş birliğinin artırılması, genç yeteneklerin sektöre kazandırılması ve nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu şekilde, savunma sanayiinin geleceği için sağlam bir temel oluşturulabileceği vurgulandı.
Savunma ve havacılık sanayiimizin elde ettiği bu başarı, ülke ekonomisi için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu başarının devamı için sektörün tüm paydaşlarının iş birliği içinde çalışmaya devam etmesi ve devletin de gerekli desteği sağlaması gerekiyor. Ancak bu şekilde, savunma sanayiinin ülke ekonomisine katkısı artırılabileceği ve Türkiye’nin küresel arenada daha da güçlenebileceği belirtildi.
Samsun Yurt Savunma (SYS Grup), Antalya’da düzenlenen 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’nda ‘Silah Sistemleri ve Mühimmat Ürün Grubu’ kategorisinde ikincilik ödülüne layık görüldü. Ödül, konferans kapsamında ihracata katkı sağlayan firmalara yönelik yapılan değerlendirme sonucunda takdim edildi.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, savunma ve havacılık sanayiindeki ihracat stratejilerinin ele alındığı konferans, küresel ticaret dengelerindeki değişimler ile artan bölgesel çatışmaların sektör üzerindeki etkilerinin değerlendirildiği bir platform olarak gerçekleştirildi. Konferans kapsamında sektör genelinde ve farklı kategorilerde ihracata en fazla katkı sağlayan firmalara ödüller verildi. Anlaşılan, konferansta sektörün önde gelen isimleri bir araya gelerek önemli değerlendirmelerde bulundu.
SYS Grup, ‘Silah Sistemleri ve Mühimmat Ürün Grubu’ kategorisinde ikincilik ödülüne layık görüldü. Bu kategoride yer alan firmalar arasında ateşli silah üreticisi olarak faaliyet gösteren SYS Grup’un aldığı ödül, şirketin sektördeki konumunu teyit etti. Ödül, SYS Grup adına İş Geliştirme ve Pazarlama Müdürü Gençay Gençer’e, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından verildi. Sanki, bu ödül şirketin başarısını taçlandırdı. /tag/Haluk-Görgün/
Açıklamada görüşlerine yer verilen SYS Grup CEO’su Cahit Utku Aral, SYS’nin Samsun’daki üretim merkezinde başlayan faaliyetlerinin ABD ve İngiltere’deki tesislerle küresel boyut kazandığını belirtti. Aral, CANİK markasının 80’den fazla ülkede Türkiye’yi temsil ettiğini vurgulayarak, “Geride bıraktığımız yıl, dünya genelinde ticaret dengelerinin hızla değiştiği, jeopolitik kutuplaşmanın derinleştiği ve belirsizliklerin arttığı son derece zorlu bir yıl oldu.” ifadelerini kulandı. Türkiye’nin savunma sanayii ihracatında özel sektör ateşli silah üreticileri arasındaki konumlarına değinen Aral, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türk savunma ve havacılık sanayiinin rekor kırarak ilk kez 10 milyar dolar sınırını aştığı yılda bunu bir kez daha başarmaktan ayrıca mutluluk duyuyoruz. CANİK ve SYS Grup olarak, yalnızca bugünü değil, geleceği de planlayan, sürdürülebilir, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı bir büyüme stratejisiyle ilerliyoruz. 2026 yılı için belirlediğimiz 300 milyon doların üzerindeki konsolide ciro hedefi, hem küresel pazarlardaki iddiamızın hem de ülkemize olan sorumluluğumuzun açık bir göstergesidir.” Ayrıca, Aral şirketin küresel pazardaki hedeflerine dikkat çekti.
Ödül töreninde konuşan Ömer Bolat, savunma sanayiinin ülke ekonomisine katkısını vurguladı. Ticaret Bakanı Bolat, sektörün büyüme potansiyeline dikkat çekti. Hatta, Bolat’ın konuşması sektör temsilcileri tarafından ilgiyle karşılandı.
SYS Grup’un başarısı, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Şirketin ihracat odaklı büyüme stratejisi, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlıyor.
İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin cuma günü Türkiye’de yeniden başlayacağı iddiası üzerine, Washington’dan sert mesajlar geldi. ABD Başkanı Donald Trump, ABD savaş gemilerinin İran yönüne hareket ettiğini belirterek, anlaşma sağlanamaması durumunda olumsuz sonuçlar doğabileceğini söyledi.
Diplomatik kaynaklar, ABD ve İran heyetlerinin İstanbul’da bir araya gelmeye hazırlandığını bildirildi. Görüşmelerin bölgesel gerilimi azaltmayı amaçladığı belirtiliyor. Ancak, Trump’ın açıklamaları müzakereler öncesinde tansiyonu yükseltiyor.
Trump, Oval Ofis’te yaptığı açıklamada, İran’a büyük gemiler gönderdiklerini ve görüşmelerin devam ettiğini ifade etti. Bir uzlaşmaya varılamaması halinde ise kötü şeyler yaşanabileceğini vurguladı. Trump’ın bu sözleri, müzakerelerin seyrine ilişkin belirsizliği artırdı.
İran Dışişleri Bakanı Araghchi, Trump’ın nükleer silahların yasaklanması konusunda İran ile aynı görüşte olduğunu belirterek, bunun iyi bir anlaşmanın zemini olabileceğini dile getirdi. Araghchi, olası bir mutabakat karşılığında yaptırımların kaldırılmasının beklendiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Bagaei, Tahran’ın müzakere yöntemi ve çerçevesi üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. Taraflar arasındaki mesajların ise bölgesel aktörler aracılığıyla iletildiği bildirildi. Bir diplomat, Suudi Arabistan ve Mısır’dan temsilcilerin de sürece dahil olacağını belirtti.
Öte yandan İran’ın Yüksek Lideri Ayatollah Ali Khamenei, ABD tarafından olası bir saldırının bölgesel bir savaş riskini beraberinde getireceği uyarısında bulundu. Bu uyarı, bölgedeki gerginliğin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
ABD ve İran arasındaki nükleer müzakerelerin geleceği belirsizliğini koruyor. Trump’ın sert açıklamaları ve Khamenei’nin savaş uyarısı, müzakerelerin zorlu geçeceğine işaret ediyor. Diplomatik girişimlerin başarılı olup olmayacağı ise merak konusu.
Türkiye’nin ilk jet motorlu uçağı HÜRJET, İspanya’ya ihracat sözleşmesi imzalanmasıyla uluslararası alanda dikkatleri üzerine çekti. NATO standartlarına uyumlu yeni nesil mimarisi ve yüksek performansıyla öne çıkan HÜRJET, Türkiye’nin savunma sanayisindeki ihracat potansiyelini artırıyor. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) çeşitli ülkeler ve potansiyel iş ortaklarıyla sürdürdüğü görüşmeler, küresel iş birliği imkanlarını genişletiyor. Ancak, bazı uzmanlar projenin uzun vadeli sürdürülebilirliği hakkında endişelerini dile getiriyor.
İspanyol Dergisi HÜRJET’i Kapağına Taşıdı
İspanya’nın köklü havacılık dergisi Avion Revue, HÜRJET’e kapak ayırdı. Sözleşmesi imzalanan ve 2028 yılından itibaren İspanya’daki F-5 uçaklarının yerini alması beklenen HÜRJET, derginin dikkatini çekti. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, dergiye yaptığı açıklamada, TUSAŞ’ın 53 yıllık tecrübesiyle tasarım, üretim, test ve sertifikasyon süreçlerinde uzmanlaştığını ve dünyanın önde gelen uçak üreticilerinden biri haline geldiğini belirtti. Demiroğlu, şirketin teknik bilgi birikimi ve disiplinli üretim kültürünün projelerin uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağladığını vurguladı.
HÜRJET Bir Eğitim Uçağından Daha Fazlası
Demiroğlu, TUSAŞ’ın KAAN savaş uçağı, HÜRKUŞ görev uçağı, GÖKBEY helikopteri, T129 ATAK helikopteri ve ANKA, AKSUNGUR, ANKA III İHA sistemleri gibi kritik platformlarla mühendislik vizyonunu sergilediğini ifade etti. Ayrıca, Boeing ve Airbus gibi küresel devlerin stratejik üretim ortağı olduğunu da sözlerine ekledi. Demiroğlu, HÜRJET’in bir eğitim uçağından çok daha fazlası olduğunu, yüksek performans ve gelişmiş sistem entegrasyonu odaklı bir felsefeyle geliştirildiğini ve Türkiye’nin modern hava kuvvetleri vizyonunu yansıttığını açıkladı. HÜRJET programının ilk uçuşundan bu yana 33 ayı geride bıraktığını ve prototiplerin 280 uçuş saatini aşan 360’tan fazla sorti tamamladığını bildirdi.
İspanya Neden HÜRJET’i Seçti?
Demiroğlu, İspanya’nın HÜRJET’i seçme nedenini, uçağın yeni nesil bir mimariyle, 5. ve 6. nesil operasyonel konseptlerle uyumlu olarak tasarlanmasına bağladı. Sensör füzyonu, ağ merkezli harp yetenekleri ve insan-makine iş birliği prensiplerini bünyesinde barındırdığını vurguladı. HÜRJET’in sadece geleneksel bir eğitim uçağı olmadığını, modern savaş uçakları ile aradaki mesafeyi kapatan gelişmiş bir jet eğitim uçağı olduğunu belirtti. Süpersonik tasarımı, açık sistem mimarisi, düşük işletme maliyetleri ve modern dijital kokpiti ile sınıfının en yetenekli platformlarından biri olarak öne çıktığını söyledi. Demiroğlu, İspanya’nın tercihinin sadece mevcut ihtiyaca bir yanıt olmadığını, hava gücünün gelecekteki dönüşümüne yönelik stratejik bir karar olduğunu da ifade etti. HÜRJET’in pilotların yeni nesil savaş uçaklarına sorunsuz geçişini sağlarken, maliyet etkin ve teknolojik olarak uyumlu bir eğitim sunduğunu, ayrıca NATO standartlarına ve müttefik eğitim çerçevelerine tam uyumlu olduğunu açıkladı. 2027’de Türk Hava Kuvvetlerinde hizmete girmesinin ardından HÜRJET, İspanya’nın yeni eğitim mimarisine geçişini destekleyecek ve iki ülke arasındaki uzun vadeli iş birliğini güçlendirecek.
Uluslararası İş Birlikleri Artabilir
Demiroğlu, İspanya’nın kararının TUSAŞ’ın gelecekteki uluslararası iş birliklerine yardımcı olabileceğini, küresel havacılık pazarının dinamik kalmaya devam ettiğini, birden fazla ülke ve potansiyel ortakla görüşmelerin sürdüğünü söyledi. İspanya’nın kararının, yeni uluslararası iş birliklerinin önünü açacak güçlü bir referans noktası olacağını, HÜRJET’in yolculuğunun daha yeni başladığını ve bunun uzun ve istikrarlı bir yol olduğunu dile getirdi. Ancak bazı analistler, bu tür projelerin başarısının sadece teknik özelliklerle değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik faktörlerle de ilişkili olduğunu belirtiyor.